Sitemizi Aktif Kullanmak İçin Üye Girişi Yapmalısınız
 Anasayfa
• RSS • Webmail
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
Güvenlik Kodu :
     
    Üye Olmak İstiyorum
    Şifremi Unuttum
Drama
Yaratıcı Drama
• Yaratıcı Drama
• Dramada Temel Kavramlar
• Dramada Teknikler
• Dramada Öğrenme ve Öğretme Süreci
• Drama ve Öğrenme Ortamlar
Eğitici Drama
• EĞİTİMDE DRAMANIN ÖZELLİKLERİ
• EĞİTİMDE DRAMANIN TEMEL BİLEŞENLERİ-ÖGELERİ VE TİYATRO İLİŞKİSİ
Psiko Drama
Sosyo Drama
Drama Teknikleri
Kurumsal Eğitim
Oyun ve Fiziksel Etkinlikler
• Oyun Nedir ?
• Oyunun İşlevi
• Oyunun Önemi
• OYUN’un Yararları
Broşürler
• Aktif Drama Broşür
E-Bülten
 Ad Soyad :  
 E-Posta   :
ekle    çıkar
ETKİNLİK TAKVİMİ
AKTİF DRAMA ANKET

Web Sitemizi Nasıl Buldunuz ?


Anket Sonuçları Yükleniyor. Lütfen Bekleyin ...

» Önceki Anket Sonuçları
İstatistik
Eğitici Drama

EĞİTİCİ DRAMA:

İngiltere’de,Peter Slade,Brian Way,Dorothy Heathcote ve Gavin Bolton tarafından geliştirilen ve genel olarak çocuğun hemen her konudaki eğitimi için uygulanan bir eğitim tekniğidir.Özellikle eğitici drama,diğer iki drama türünü de belirli oranlarda içerir.Çünkü eğitici drama,çocuğun psikolojik yapı ve psikolojik yaşantıları konusunda bilinçlenmesini de,özel bir yetenek olarak yaratıcılığı kazanmasını da amaçlar.Özel sorunları olan bir grup çocukla çalışılmıyorsa,eğitici drama kapsamında psikodrama benzeri çalışmalar,daha çok duyguların genel olarak tanımlanması,ayırt edilmesi,farkına varılması ve uygun şekilde ifade edilmesi ile,bireysel ve grup halinde gevşeme,rahatlama üzerinde odaklaşır.Eğitici drama ile yaratıcı drama arasındaki en önemli fark,eğitici dramanın amacının oyun yaratma olmaması ve çocukların konuya eğitim amaçlı olarak katılmalarıdır.Başka bir deyişle,eğitici dramada amaç, anlamak, farkına varmak ve öğrenmektir.Yaratıcı dramada ise temel amaç oyun yaratmakdır.Oyun bir araçtır.(McCaslin 1984).Dosyamız özellikle eğitici drama ve onun eğitimde kullanılışını konu edinmiştir.Terapi amaçlı psikodrama uygulamalarını yada oyun yaratma amaçlı yaratıcı drama çalışmalarını değil.

Drama oyunu,eğitici drama etkinliklerinin oyuna benzer niteliklerinden dolayı kullanılan bir terimdir.”Bir olay,öykü,konu,kavram,nesne yada rolün taklit edilerek canlandırıldığı oyun” olarak da tanımlanabilir.Drama etkinliklerini,”boz yap”,”lego”,”elim sende”,”kızma birader” gibi oyunlardan ayırt etmek için uygun bir terimdir.Dosyamız,”drama”, “drama oyunu”, ”drama çalışması”, “drama etkinliği”,terimleri zaman zaman “eğitici drama” terimi yerine kullanılarak,metnin akıcılığı sağlanmaya ve monotonluktan kaçınılmaya çalışılmıştır.

Drama,birçok eğitim etkinliğinde bir araç olarak,bir teknik olarak kullanılabildiği gibi, yalnızca kendi başına özel bir konu olarak da uygulanmakta ve öğretilmektedir.Eğitim tekniği olarak değil de kendisi için yapılan drama etkinlikleri,bilindiği gibi,tiyatro denilen bir gösteri,bir anlatım yada sanat türüne ilişkin olarak ele alınmaktadır.Büyük Larousse ansiklopedisine göre,bu anlamda drama;kişilerin yaşamını tehlikeye sokan,onları birbirine düşüren,üzücü olaylar dizisidir.Klasik edebiyat sistemine dahil olmayan,tarihsel yada dinsel konuları ele aldığı için trajediden farklı olan ve antik çağdan beri bilinen bir tiyatro oyunudur.Bunun yanı sıra,profesyonel yetişkinler yada çocuklar tarafından oynanan ve izleyen çocuklarda,eğlenme,sanat sevgisi uyandırma gibi amaçlar güden “çocuk tiyatrosu” da vardır.Ancak, daha sonra da üzerinde durulacağı gibi,eğitici drama,çocuk tiyatrosundan da farklı bir uygulamadır.Çocuk tiyatrosunda sahne ve kostüm önemlidir.Diyaloglar ezberlenir.Oyun seyirciler için oynanır.Her şeyden önce eğitici drama,seyirciler için oynanmaz,gruptaki her çocuk drama etkinliğine aktif olarak katılır ve kendi doğrudan yaşantısı yolu ile öğrenir.Eğitici dramada sahne,kostüm ve seyirci yoktur.Oyunun mükemmel oynanması için diyalogların mükemmel ezberlenmesi gerekmez.Tam tersine,özellikle okulöncesi dönemi çocuklarının ( 7 yaşından küçük çocuklar) gösteri yapmak üzere,belirli rollere hapsolmaları ve diyalog ezberlemelerinin sakıncalı olduğu belirtilmiştir (Slade,1995).Slade,7 yaşından sonra da,çocukların,bir uçta aktörlerin diğer uçta seyircilerin bulunduğu esnek olmayan tiyatrodan uzak durmaları gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca,yine profesyoneller yada eğitilmiş çocuklar tarafından,çocuk izleyicileri belirli konularda eğitmek amacıyla yapılan “eğitici tiyatro” türü de uygulanmaktadır (McCaslin,1984;Slade,1995).Ancak bu tür etkinliklerde rol ve diyalog ezberlemek gerektirdiğinden,seyircilere oynandığından,eğitici dramadan farklıdırlar.Son yıllarda yaygınlaşan,seyircilerinde oyuna katıldıkları “katılımcı tiyatro” oyunlarından da söz edilebilir.Çocuklar,bu tür oyunlarda,zaman azman sahnelenen oyuna katılsalar da,kendi seçtikleri ve başlangıcından sonuna dek,kendi geliştirdikleri etkinliklere dayanan eğitici drama süreç olarak daha farklıdır.

Eğitici drama,oyundan da farklıdır.Çünkü,çocuk oyunlarında çoğu zaman temel olan kazanma,”yanma” veya “kaybetme” eğitici drama etkinliklerinde yoktur.Yarışmaya yer verilmeyen eğitici dramada,her etkinliğin,eğitim amaçları belirlidir.Yapılan etkinliğin türü (rahatlama etkinlikleri gibi),ulaşılmak istenen amaçlarla ilişkilidir.Oyunda ise eğitim amaçları belirgin değildir.Ayrıca eğitici dramanın sonunda yer verilen tartışma bölümü ile çocuklara,çeşitli düzeylerde tartışarak,eğitim verilmesi mümkün olur.Oyunda ise bir tartışma bölümü bulunmaz.

Eğitici drama,okulöncesi eğitimi,temel eğitim (ilk,orta) ve lise eğitimi sırasında,temel bilgilerden,ikinci dil eğitimine,kavram eğitiminden,ordudaki askerlik eğitimine kadar farklı alanlarda,çeşitli ülkelerde uygulanmaktadır (Janzon ve Sjöberg,1984).

Lindvaag ve Moen’in (1980),genel tanımlarına göre,eğitim amaçlı drama; özel olarak düzenlenen yaşantıları somut bir şekilde hissetme yolu ile,sosyal,evrensel ve soyut kavramların,tarih,edebiyat gibi konuların canlandırılarak anlamlı hale getirildiği,öğrenildiği bir eğitim tekniğidir.

Eğitici drama;mümkün olduğunca esnek olmakla birlikte,temel kuralları önceden ve dışarıdan belirlenmiş,bir grupta yaşanan,yetişkin bir lider (örneğin bir öğretmen) tarafından yönlendirilen yada en azından başlatılan ve çocuklar tarafından bir grup oyunu gibi algılanabilen etkinlikler bütünüdür.

Diğer bir açıdan eğitici drama; önceden belirlenmiş açık ve net eğitim amaçları olan,tüm çocukların kendi öğretmenleri ile birlikte,daha çok büyük motor hareketlerle yaptıkları,ifade etmeye,rol oynamaya,canlandırmaya ve tartışmaya dayalı grup etkinlikleridir.

Bir başka tanımlamaya göre eğitici drama; bir eylemin,bir olayın,duygunun,çeşitli rollerin,bir kavramın,konunun yada öykünün,hatta şiirin,canlı yada cansız varlıkların,sözel ve sözsüz,kendiliğinden davranışlarla,taklit yolu ile,temsili olarak ifade edilmesi, canlandırılmasıdır.Taklit edebilme,drama etkinliğine katılabilmenin en temel ön şartıdır.Taklit edemeyen bir çocuk drama etkinliğine katılamaz.Taklit edebilme drama için temel bir davranıştır.Taklit etme davranışıyla ilişkili olan dikkat ve bellek yetenekleri de gereklidir.Çevresinde olup bitenlere,işittiği ve gördüğü olaylara,kişilere,nesnelere dikkatini veremeyen,onları belleğinde tutamayan bir çocuğun drama etkinliğine katılabilmesi olanaksız olmasa da güçtür.Taklit etme davranışının ilişkili olduğu diğer bir yetenek de zihinsel olarak simgeleştirebilmektir.Zihinde canlandırma,hareket yolu ile simgeleştirme de taklit etme ve dolayısıyla da drama etkinliğine katılabilme ile ilişkilidir.Bazı sosyal becerilerin de kazanılmış olması gerekir.Çocuğun kendi yaşıtları ile işbirliğine,etkileşime dayalı kurallı oyunlar oynama sosyal becerisini elde etmiş olması,onun dramaya katılmasını ve dramadan yararlanmasını kolaylaştırabilir.Sözü edilen zihinsel ve sosyal niteliklere sahip olma yaşı ortalama olarak 3 - 3,5 yaş civarı kabul edilir (Piaget ve Inhelder,1969).

EĞİTİCİ DRAMADA ÖĞRENME TÜRLERİ

Eğitici drama,katılanlara çeşitli öğrenme türlerini bir arada sunan bir tekniktir.Eğitici dramanın çocuk eğitiminde sağlayabileceği yararları anlamanın bir yolu da,ilgili öğrenme türlerini incelemeyi gerekli kılmaktadır.

Yaşantılara dayalı öğrenme

Hareket yolu ile öğrenme

Aktif öğrenme

Etkileşim yolu ile öğrenme

Sosyal öğrenme

Tartışarak öğrenme

Keşfederek öğrenme

Duygusal öğrenme

İşbirliği kurarak öğrenme

Kavram öğrenme

YAŞANTILARA DAYALI ÖĞRENME : Drama etkinliği,katılanların “içinde yaşadıkları” bir süreçtir.Dışardan pasif olarak izledikleri durumlar değildir.Canlandırılan,farklı roller oynanan herhangi bir olay,konu yada nesne,gerçek olmasa da,yaşanan etkinliğin kendisi gerçek bir yaşantıdır.Başka bir deyişle,çocuğun gerçekten “içinde yer aldığı” bir durumdur.Yaşayarak öğrenmenin kalıcı davranışlara yol açan etkili bir öğrenme sağladığı kabul edilmektedir.J.J.Rousseau,1782 yılında yayımlanan kitabı ‘Emile’ de, çocuğun başka insanlardan öğrenmeye başlamadan önce,kendi yaşantıları yolu ile öğrenmesi gerektiğine dikkati çekmiştir.Rousseau gibi,Amerikalı Filozof John Dewey de,çocuğun başkalarının düşünce ve görüşlerini ifade etmeye,o düşünce ve görüşleri kendisi araştırmadan,denemeden önce zorlanması gerektiğine değinmiştir.Çocuk,dünyaya geldiği andan itibaren,çevresiyle ilgili merakını gidermek,çevresini tanımak için dokunur,bakar,koklar,tadar,dinler.İlk bakışta çok basit ve gelişmemiş gibi görünen bu bilgi edinme yolları,zamanla yerini,başkalarının yaşantılarının sonuçları ile ilgili tanımlara ve açıklamalara dayanan hazır bilgilere bırakır. Ancak,doğrudan doğruya kendi yaşantıları yoluyla çevresi ile temasa geçerek bilgi edinmenin değeri ve önemi hiçbir zaman azalmaz.

Özellikle son yıllarda yapılan yeni araştırmalar,çocuğun çok boyutlu yaşantılar yolu ile öğrenebildiğini göstermiştir (Cranston,1991).Söz konusu boyutlar, duyusal, kinestetik, uzaysal, sözel, mantıksal, kişisel ve kişiler arası yaşantılardan oluşmaktadır.Bu boyutlara bakıldığında,yalnızca bilişsel düzeyde,hatırlamaya dayanan (yani ezberlenen) bilgileri amaçlayan değil,kişisel ve kişiler arası yaşantıları da amaçlayan eğitim tekniklerinin önemsendiği anlaşılır.

HAREKET YOLU İLE ÖĞRENME : Hareketleri yolu ile çocuk,dış dünya ile tanışır ve kendi yapmış olduğu hareketlere bağlı olarak dışardan aldığı tepkilerle,kendisinin dışındaki bu dünyayı anlar.İki yaşına kadar olan çocuklar,temel olarak,duyusal izlenimler ve motor etkinlikler sayesinde çevrelerini anlarlar.İki yaşından yedi yaşına kadar olan çocukların ise, simgelere (sözcükler gibi…) egemen olmaları,dış çevredeki görsel izlenimler kadar,beden yolu ile alınan duyularla gerçekleşir (Piaget,1952).Özellikle okulöncesi dönem çocuğuna sözel anlatımdan çok,harekete dayalı tekniklerle daha etkili olarak öğretilebilir.

Diğer yandan,hareket sayesinde,okulöncesi dönemdeki çocuk,duygularını ifade edebilir, ihtiyaçlarını çevresine aktarabilir.Bedeni üzerinde denetim sağlayarak kendine olan güvenini pekiştirebilir ve onu çevreleyen uzayın farkına varır (McCaslin,1984).McCaslin,dil problemi olan çocukların hareket yolu ile kendilerini ifade etmekten büyük zevk aldıklarına dikkati çekmiştir.Gardner (1993),”Çok Boyutlu Zeka” adlı kuramında,hareketlerle,mimiklerle,dans ederek,rol oynayarak hem kendi hareketlerimizden hem de başka insanların ve nesnelerin hareketlerinden öğrendiğimizi vurgulamıştır.Kinestetik zeka adını verdiği bu tip zeka,doğrudan doğruya bedenin duyumsadığı,harekete ilişkin yaşantılara dayalıdır.Cranston (1991),drama etkinlikleri sayesinde,bilişsel bilgi ile psikomotor öğrenmenin,olumlu bir biçimde birleşebileceğine dikkati çekmiştir.Cranston’a göre (1991),Gardner’in çoklu zeka kuramında sözünü ettiği uzaysal zeka da dramada işlevseldir.Özellikle de aynı unsurların benzer örneklerini kavrama,bir unsuru diğerine dönüştürme yada bir dönüşümü kavrama,zihinde canlandırma ve parçalara bakıp,parçalar tamamen görünürde olmasa bile bütünü anlama gibi yeteneklerin drama etkinliğiyle gelişebileceği ileri sürülmüştür.

AKTİF ÖĞRENME : Öğrenme sürecinde çocuğun aktif olması gerektiği öteden beri kabul edilen görüşlerden biridir.Kullanılan herhangi bir eğitim tekniğinin öğrenciyi güdüleyebilmesi için,hem öğrencinin öğrenilecek davranışı yapmasına olanak tanıması hem de eğitim durumuna aktif olarak katılımını sağlaması gerekir (Fidan,1994).Öğrenciyi güdülemesi açısından,aktif öğrenmenin olumlu etkisine engelli çocuklarla da değinilmiştir (Fredriksen,1986).Aktif öğrenmeye ilişkin diğer bir davranış da çocukların çevrelerini merakla araştırmalarıdır.Merak da öğrenmede önemli bir güdüleyici faktör olarak kabul edilmektedir.Özellikle oyun biçimindeki etkinliklerde,uyarıcı elde etmek için yapılan etkinliklerde ve yalnızca yapılan etkinliğin kendisinin ödül olduğu etkinliklerde görülen merak,sadece insanda değil hayvanlarda bile önemlidir (Harlow,1963).

ETKİLEŞİM YOLU İLE ÖĞRENME : Drama etkinliği sırasında çocuk arkadaşları ile ve öğretmeni ile hem sözlü olarak hem de beden yolu ile etkileşim halindedir.Konuşarak yaptığı etkileşim ve bedeni ile dokunmaya,iletişim kurmaya dayalı olarak yaptığı etkileşim,çocuğun arkadaşlarından ve öğretmeninden birçok kavram,konu ve kural öğrenmesini sağlayabilir. Grup süreçleri yolu ile öğrenme olarak da adlandırılabilen bu tip öğrenme, günümüzde özellikle, eğitimde insancıl (hümanist) yaklaşıma ağırlık veren eğitimciler tarafından savunulmaktadır (Schmuck ve Schmuck,1974;1983).

Çocuğun,özgürlük ve sevgi koşullarına sahip bir çevrede,sahip olduğu iç potansiyelini gerçekleştirebileceğini savunan,Montessori,Rousseau,Pestalozzi ve Froebel,çocuğun çevresiyle (hem fiziksel hem de sosyal çevresiyle) olan aktif etkileşimi sayesinde kendisi ile ilgili bilgi edinebileceğini,kendisini anlayabileceğini ve kişiliğinin bütünlük kazanabileceğini ileri sürmüşlerdir (Lillard,1982).

Sosyal öğrenmede,modelin davranışlarını gözlemek yeterliyken,etkileşimle öğrenmede, öğrenme ortamındaki bireylerin etkileşimde bulunmaları,diyalog halinde olmaları gerekir.

SOSYAL ÖĞRENME : Çocukların eğitici drama etkinlikleri sırasında yararlandıkları sosyal öğrenme,bir yandan içinde bulundukları grup aracılığıyla birçok kavramı,konuyu,diğer yandan da sosyal çevre,yani grupta yaşam ile ilgili bilgileri,kuralları ve davranışları öğrenmeleri kolaylaştırır.İçinde yaşanılan sosyal çevre konusunda en etkili bilgilenme,o çevredeki modellerin gözlenmesi,söz konusu modellerle birlikte aynı çevre içinde yaşantılar geçirilmesi ve modellerin davranışlarının taklit edilmesiyle mümkün olabilir.Çünkü sosyal olarak model alma,çoğu sosyal davranışın etkili olarak öğrenildiği bir süreç olarak kabul edilmektedir.Model alma yolu ile saldırganlık,pasiflik ve atılganlık gibi davranışlar,medya yada doğrudan gözlem aracılığıyla öğrenilebilmektedir (Bandura,1977;Erwin,1993).Drama grubundaki diğer çocuklar,model işlevi görerek,belirli bir çocuğun doğrudan gözlem yolu ile öğrenmesine katkıda bulunabilir (Cartledge ve Milburn,1980;Slade,1995).Özellikle okulöncesi dönemdeki çocuğun zihinsel yapısının gelişmesinde,Piaget’e göre çocuğun grup yaşantılarının önemi büyüktür (Piaget,1963).

Çocukların uyumlu ve başarılı bireyler olarak yetişmesinde en önemli unsurun,daha önceleri sanıldığı gibi zeka değil,sosyal ilişkilerde gerekli olan sosyal beceriler olduğu görüşü son yıllarda daha çok vurgulanır olmuştur (Coleman,1998).

Sosyal becerilerin,sosyal ortamda,sosyal öğrenme yolu ile öğrenildiği durumda gerçek yaşama daha kolay genellenebildiğini gösteren araştırmalardan söz etmek mümkündür (Asher,1990).Günümüzde çocukların ve gençlerin,öğrendikleri becerileri,gerçek yaşamda nasıl kullanacaklarını anlamaya ihtiyaç duydukları görülmektedir.

TARTIŞARAK ÖĞRENME : Eğitici drama etkinliği sonunda,soru-cevap yöntemi ile yapılan tartışmaların,çocuğa,yaşadıklarını etiketleme,kavramlaştırma yönünden yararlı olduğu kabul edilmektedir (Lindvaag ve Moen,1980;Slade,1995).Slade’e göre,çocuklar yalnız hareket etmekle kalmayıp,yaşadıklarını,gördüklerini ve hissettiklerini sözel olarak da ifade ettiklerinde daha etkili bir öğrenme gerçekleşebilir.Özellikle eğitici drama etkinliğinin, ”eğitici” yönünün yararlı olarak etki sağlayabilmesi için,yalnızca drama oyununun yaşanmasının yeterli olmadığı,yaşananlar üzerinde karşılıklı tartışmanın işlevsel olduğu kabul edilmektedir.

KEŞFEDEREK ÖĞRENME : Çocuk,gerek fiziksel çevreye,gerekse sosyal çevreye ilişkin yaşantılarını ve bunlarla ilgili algılamalarını,düşüncelerini simgeleştirerek,yaratıcılığını ifade eder.Bu sırada tüm yaşantılarını sentezlediği yeni bir öğrenme düzeyine geçer.Bu öğrenme,fiziksel ve sosyal çevrenin daha önce farkında olmadığı yönlerini keşfettiği bir öğrenmedir.Ancak her yeni keşfe götüren bilgiler,bir önceki durumda öğrenilmiş olan,bilinenlerden oluşur.

Keşfederek öğrenmenin anlamlı öğrenme ile ilişkisine değinen Schunk (1991),anlamlı öğrenmenin,çocuğun evresini araştırıp bazı bilgilere kendisinin ulaşması demek olduğunu ileri sürmüştür.Keşfederek öğrenme,öğretmenin düzenlediği etkinliklerde,öğrencilerin inceleme,kullanma ve araştırmaya dayalı tümevarım yolu ile elde ettikleri bilgilerle gerçekleşebilir.Böylesi bir çevrenin yaratılmasına drama etkinliklerinin uygun olduğu görünmektedir.

DUYGUSAL ÖĞRENME : Duygular ve öğrenme arasındaki en belirgin ilişki,duygusal öneme sahip olayların kolay hatırlandığıdır.Özellikle olumlu duyguların,hem reaksiyon süresini kısalttığı,düşünce akışını hızlandırdığı,hem de kişinin,karşıdan gelen geribildirime tepki verebilmesi olasılığını artırdığı saptanmıştır (Clark ve Isen,1982).Duygusal tepkilerimiz,değişen uyarıcı koşullarına göre sürekli değişir.Örneğin,tehdit edici olarak algıladığımız durumlar;kızgınlık,korku yada depresyon eşliğinde.kaçınma ve tepki vermeme gibi davranışlara yol açar.

Duyguların yaşanmasına izin verilen,duyguların eğitimine özellikle yer verilen ve etkinliğe katılan çocuklarda çeşitli (ancak daha çok olumlu) duyguların uyanmasına yol açabilecek eğitici drama yaşantılarının,duyguların eşliğinde öğrenmeye olanak sağladığı ileri sürülmüştür (Cranston,1991).

İŞBİRLİĞİ KURARAK ÖĞRENME : İşbirliği kurarak öğrenme,çocukların ortak bir amaç için birlikte çalışmaları ile sağlanabilen bir öğrenme türüdür (Berk,1997).İşbirliği gerektiren ortak çalışma sırasında farklı yetenekte olan çocukların birbirlerine yardımcı olarak öğrendikleri sayıtlısı,bu tür öğrenmenin temelini oluşturur.Çocukların birbirleriyle işbirliği kurarak,problem çözmeye,özgün bir yaratı ortaya çıkarmaya yada bilgi toplamaya çalıştıkları işbirliği yolu ile öğrenme,eğitici drama etkinliklerinde sık yararlanılan bir öğrenme yoludur. İşbirliği kurma sırasında,yardım etme ve yardım alma,içinde bulunduğu grup ile birlikte çalışma,grup birliğinin farkına varma gibi önemli denemeler yaşanır (Johnson ve Johnson, 1987).Böylece,gelecekte iş yaşamında çok önemli bir beceri olarak çocukların karşısına çıkacak olan,belirli bir çalışma için başkalarıyla birlikte,hem kendi görüş ve yeteneklerini ortaya koyabilecek hem de başkalarının katkılarını destekleyerek ve kabul ederek çalışabilme alışkanlığı kazanılabilir.

KAVRAM ÖĞRENME : Kavram öğrenme için hem ayırt etme hem de genelleme yapılmasına ihtiyaç vardır (Schunk,1991).Kavram öğrenme sürecinde,kavramın isimlendirilmesi,tanımlanması,söz konusu kavramla ilgili ve ilgisiz olan niteliklerin tanımlanması ve o kavrama ait olan ve olmayan örneklerin belirlenmesi,ayırt etme ve genelleme yolu ile olur.Bu süreç drama çalışmaları sırasında etkili olarak gerçekleşebilir. Çünkü çocuk,dramaya katılırken kavramlarla ilgili yaşantılar geçirir.Dramanın yapısı hareket olduğundan,çocuklar drama sırasında bir kavramı aktif katılım yolu ile kendi hareketleri sayesinde doğrudan doğruya incelerler.Belirli bir kavrama ait,ilgili ve ilgisiz nitelikler,ilgili ve ilgisiz somut örnekler gözle görülür,yaşanır hale gelir.Dramanın sonucunda yapılan tartışmada ise,kavramın bilinçli olarak farkına varılması gerçekleşir.

EĞİTİCİ DRAMANIN SAĞLAYABİLECEĞİ YARARLAR

Eğitici dramadan,okulöncesi ve temel eğitim çağı çocuklarının eğitilmesinde elde edilebilecek yararlar,diğer bir deyişle gerçekleştirilmek istenen genel amaçlar,konu ile ilgili uzmanların (Bolton,1988;Chambers ve diğerleri,1997;Fein,1981;Golomb ve Cornelius,1977; Heinig,1981; Janzon ve Sjöberg,1984; McCaslin,1984; Rosenberg,1987; Rowan,1982; Slade,1995) görüşleri çerçevesinde şunlardır:

ÇOCUKTA YARATICILIĞI VE HAYAL GÜCÜNÜ GELİŞTİRMESİ  : Drama her çocukta potansiyel olarak bulunan yaratıcı güçleri,fantezileri serbest hale getirir,açığa çıkarır,geliştirir (McCaslin,1984).Günümüzde iyice karmaşıklaşan fiziksel ve sosyal çevredeki çeşitli problem durumlarının çözülebilmesi ve böylece uyum sağlanması açısından.bireylerin yaratıcılıklarının çocukluktan başlayarak geliştirilmesi,önemli bir eğitim amacı olarak kabul edilmektedir.Diğer yandan,eğitim sırasında çocukta yaratıcılığın gelişmesine önem verilmesinin nedeni,yalnızca çocuğun orijinal çözümlere ulaşmasının sağlanması değil,aynı zamanda,doğuştan “boş bir kap” olmayan çocuğun var olan potansiyelini gerçekleştirmesine olanak sağlanmasıdır (Montessori,1963).Bu alanda,drama etkinliklerinin hayal gücünü harekete geçiren ve geliştiren yönünden yararlanmak mümkündür.Örneğin,ortamda var olmayan nesneleri,olayları zihinde canlandırmaya dayalı çalışmalar,çeşitli alanlarda öğrenmeyi sağladığı gibi yaratıcılığı geliştirebilir (Schunk,1991).

ZİHİNSEL KAPASİTEYİ GELİŞTİRMESİ : Drama sayesinde birçok konu daha canlı,yaşantısal hale gelir.Drama ile yaşayarak,yaparak öğrenme mümkün olur.Gerçek nesnelerin yada gerçek nesnelerin yerine konulan simgesel nesnelerin de yardımı ile çeşitli konulardaki birçok kavram,(büyüklük,ağırlık,biçim…) ve bu kavramlara ait tanımlayıcı,açıklayıcı bilgiler,drama ile daha çabuk ve kalıcı olarak öğrenilebilir (Keysel,1975).

KENDİLİK KAVRAMININ GELİŞMESİNE KATKISI : Drama,çocuğun kişilik gelişiminde önemli bir bileşen olan kendilik kavramının oluşmasına yardımcı olur.Çocuğun sosyal olarak uyumlu,güvenli bir birey olarak topluma katılabilmesi için,olumlu bir kendilik kavramına ihtiyacının olduğu kabul edilmektedir (Cartledgd ve Milburn,1984).Bilindiği gibi kendilik bilinci diğer insanlarla etkileşim yolu ile kazanılabilir (Harter,1986; Maslow,1968; Mead,1934).Kendilik kavramı,insanın diğer insanlarla ilişkilerini belirleyen önemli bir psikolojik yapı olarak kabul edilmektedir ve yaşamın ikinci yılında kendiliğin farkına varılmasının başladığına dikkat çekilmektedir (Harter,1986).Kendilik kavramının oluşmasında ise,sosyal çevredeki insanlardan gelen tepkilerin (onaylama, onaylamama, değerlendirme gibi..) bilgi sağlayıcı önemine işaret edilmektedir.Çocuk diğer insanları tanıyarak,kendisini onlarla karşılaştırarak,kendilik kavramını kazanabilir.Drama,çocuğun kendisi hakkında bilgiler edinmesine,kendini yapabildikleri ve yapamadıkları ile daha gerçekçi olarak tanımasına yardımcı olabilir.

BAĞIMSIZ DÜŞÜNME VE KARAR VERME : Drama etkinlikleri sırasında,düşüncelerinin, yargılanmadan,eleştirilmeden kabul edildiğini gören çocukta,bağımsız düşünme ve karar verme becerisi gelişebilir.Özellikle,çocuğa nasıl canlandırma yapacağı yada rol oynayacağı konusunda müdahele edilmeyen doğaçlama ve yaratıcı türdeki eğitici drama çalışmaları sırasında,çocuğun kendi başına düşünme ve karar vermeye fırsatı olmaktadır.Okulöncesi dönemdeki çocukların bile (dört yaştan başlayarak),hareketleri üzerinde kendi kendilerine düşünebildikleri ve farkında olarak karar verebildikleri belirtilmiştir (Donaldson,1978).Yeter ki,eğitim etkinlikleri çocuklara bir anlam ifade etsin ve düşüncelerine,seçimlerine değer verilsin.

DUYGULARIN FARKINA VARILMASI VE İFADE EDİLMESİ : Kişiler arası iletişimde,karşıdaki kişi ile empati kurabilmek için gerekli görülen önemli becerilerden biri de,başkalarının duygularının ayırt edilmesi ve adlandırılmasıdır (Fescbach,1978).Bir yaşındaki çocuklar,çevrelerindeki insanların,sevinç,kızgınlık ve diğer duygularına göre farklı biçimlerde davranış gösterebilmektedirler.Dört-beş yaşlarında ise,mutluluk,korku,kızgınlık ve üzüntü ifade eden yüzleri ayırt edebilmektedirler (Borke,1971).Buradan hareketle,çocukların başkalarının duygularının farkına varmaları ve uygun biçimde ifade etmeleri konusunda eğitilmelerinin önemi açıktır.

İLETİŞİM BECERİLERİNE OLUMLU KATKI : Drama,diğer insanlarla iletişimde bulunmayı öğrenmek için yaşantılar sunar.İletişim kurmak için sırasını bekleme davranışına kadar,karşılıklılık ilkesinden,açık iletişime kadar bir çok iletişim unsurunu,yaşayarak deneyerek içselleştirmek mümkün olur.Katılan çocuklar arasında başka düzeyde bir iletişim,özellikle her etkinliği izleyen “tartıma bölümü” sırasında meydana gelir.Etkinliğe ilişkin duygular,bilgiler ve yaşantılar sözel olarak paylaşılırken çocuklar iletişim kurarlar.Çocukların,kendi akranları olan diğer çocuklarla ve kendilerinden yaşça büyük kişilerle (öğretmen gibi yetişkinlerle) farklı durumlara ilişkin sözlü ve sözsüz iletişimlerinin,dil gelişimine dolayısıyla da zihinsel gelişime olumlu katkıları olabileceği ileri sürülmüştür.Zajonc ve Markus (1975) bu durumu,farklı kişilerle ve farklı durumlarda daha zengin,daha çeşitli iletişim tarzları ile etkileşimde bulunma zorunluluğu ile açıklamışlardır.

SOSYAL FARKINDALIĞIN ARTMASI VE PROBLEM ÇÖZME YETENEĞİNİN GELİŞMESİ : Drama sayesinde çocuk,çevresinde olup bitenleri daha iyi anlar,günlük yaşamdaki olayları anlamlandırır.Anlam kazanan bir sosyal çevre,kaygıyı azaltır ve öğrenme güdüsünü yükseltir.Farkına varmanın yararı,yalnızca olup biteni daha gerçeğe yakın olarak yerli yerine yerleştirmek değil,aynı zamanda geleceğe,gelecekteki benzer durumlara hazırlık yapmaktır.Okullardaki tüm eğitim etkinliklerinin temel amacı,kazanılan davranışların, bilgilerin gelecekteki benzer durumlara genellenmesidir.

DEMOKRASİ EĞİTİMİNE DESTEK : Drama,demokrasi eğitimi için oldukça elverişli bir tekniktir.Çünkü demokrasi,başkalarının da sırası,hakları,duyguları olduğunu anlamak ve kabul etmekten geçer.Drama etkinlikleri,grup içinde yaşantılar geçirilerek yapıldığı için, çocuğun başkaları ile uyumlu,sınırlarını bilen bir kişilik kazanmasına yardımcı olabilecek önemli bir tekniktir.Demokrasinin bileşenlerinden olan,başkalarının düşüncelerine hoşgörülü olabilmek drama etkinliklerinin amaçlarından biridir (San,1994).Ayrıca demokrasi geleneğinin temel unsurlarından olan,kendi duygu ve düşüncelerini ifade etmeye de olanak tanır.Rol oynama,duyguların farkına varma,empati kurabilme gibi drama etkinlikleri yolu ile demokratik bir ortamda toplu yaşamak için gerekli olan becerilerin kazanılması mümkün olabilir.

GRUP İÇİ SÜREÇLERE OLUMLU KATKILAR (Arkadaşlık) : Yapılan gözlemlere göre,çocuklar arasında,arkadaşlık gibi olumlu ilişkilerin gelişmesi için,çocuklara sunulan etkinliklerin sağladığı sosyal etkileşimin önemli olduğu saptanmıştır.Charlesworth ve Hartup (1967) tarafından yapılan bir çalışmada,okulöncesi çocuklarının birbirleriyle olumlu olarak sosyal etkileşimde bulundukları etkinlikler incelenmiştir.Araştırmacılar,dört okulöncesi sınıfını gözleyerek,dört ayrı olumlu sosyal tepki kategorisi belirlemişlerdir:”Olumlu dikkat ve onay gösterme”,”sevgi gösterme ve kişisel kabul etme”,”pasif olarak kabul etme ve diğerinin yaptığını taklit etme”,”sürekli olarak oyuncak,yiyecek gibi nesneler paylaşma.” Araştırmanın bulgularına göre,söz konusu olumlu sosyal davranış kategorilerinin %65’i,dramatik oyun etkinlikleri sırasında,gözlenmiştir.Diğer yandan,boz-yap oyunları,elle oynanan masa oyunları,sanat etkinlikleri,öykü dinleme gibi etkinlikler sırasında,olumlu sosyal tepki davranışları daha az olarak gözlenmiştir.Ayrıca,çocuklar sınıfta,amaçsızca gelişigüzel gezinirlerken de olumlu sosyal etkileşimlerin en az olarak gerçekleştiği saptanmıştır.

ÖĞRETMENLE ÇOCUKLAR ARASINDA OLUMLU İLİŞKİLERE KATKI : Çocuklar drama sayesinde öğretmene karşı daha açık ve serbest hale gelirler.Böylelikle çocukların potansiyelleri ve gelişim süreçleri ile ilgili olarak,öğretmen çok çeşitli durumlarda gözlem ve değerlendirmeler yapabilir.Çocukları daha yakından tanıma fırsatı bulur.Drama etkinlikleri çocuklar ve öğretmenler arasındaki ilişkinin derinleşmesine,kalitesinin yükselmesine yardımcı olur.Çocukların kendilerine yakın hissettiği,sevdikleri bir öğretmen,onlar tarafından daha çok dinlenir ve bu öğretmenin öğrettiklerine değer verilir.Bu ise öğrenmeyi kolaylaştırır.Öğretmen öğrenci ilişkisi olumlu oldukça,çocukların öğrenmeye daha güdülü oldukları ve öğrendiklerini uyguladıkları bilinmektedir (Gage ve Berliner,1982). Slade (1995),öğrenme için tek garantili temelin,öğretmen ve öğrenci arasında amaçlı olarak geliştirilecek olan güven,sempati ve sevgiden oluşabileceğine dikkati çekmiştir.

GENEL ÖĞRENCİ PERFORMANSINA OLUMLU ETKİ : Grupla yapılan etkinlikler olarak,drama etkinlikleri,katılan çocukların hem motor hem de zihinsel anlamda genel performanslarını artırabilir.Grup içinde birlikte hareket eden,etkileşimde bulunarak çalışan ikiden fazla çocuğun,bir çocuğun tek başına yapabileceği düzeyden daha yüksek bir düzeyde performans sağlayabilecekleri ileri sürülmüştür (Cairns,1979).Bu durumu açıklamak için ileri sürülen bir görüşe göre (Zajonc,1965),bir etkinliğe birlikte katılım,katılanların genel dürtü düzeylerini yükseltebilmektedir.Özellikle,çocuk tarafından oyun olarak algılanan drama etkinlikleri,diğer birçok etkinliğe oranla çocuğun ilgisini uyandırabilir ve bu nedenle tüm gelişim alanlarında daha iyi performans göstermesine neden olabilir.(AÖF)

  » EĞİTİMDE DRAMANIN ÖZELLİKLERİ
  » EĞİTİMDE DRAMANIN TEMEL BİLEŞENLERİ-ÖGELERİ VE TİYATRO İLİŞKİSİ
    Drama Kursu ile günlük yaşamda yaşanılan durumlar taklit edilir ve bu olaylar zincirinde yaratıcı drama, tam anlamıyla yapar gibi görünmek anlamına gelir. Olaylar, durumlarve bağlantılar arasındaki ilişkiler öğrenilir. Eğitim sisteminde yepyeni bir kavram olmakla birlikte, amaçlı bir etkinlik olarak eğlenceli matematik, singapur matematiği ve zeka oyunları adeta gerçek hayatın provası ve yaşam felsefesidir. Aynı zamanda Mental Aritmetik Eğitimi ile kavramlar bilgisi gelişerek kolay öğrenmenin yolları bulunmaktadır.
* Katılımcılara Üniversite Onaylı Sertifika Verilecektir.
** Bu Sertifika 2010 / 49 Ders Dışı Egzersiz Yönergesine Uygundur.
Tüm Hakları Saklıdır 2013 AKTİF DRAMA info@akademiegitimdanismanlik.com.tr